İmam-ı Azam Ebu Hanife (R.A.)

11/9/2008


İMAM-I AZAM EBU HANİFE


Ebu Hanife hazretleri, Hanefi Mezhebi'nin kurucusudur. Yaşadığı dönemde Müslümanlar arasında "İmam-ı Azam" yani "En Büyük İmam" lakabıyla tanınmıştır. Müslümanlara imamlık etmiş, İslam'ı tebliğ etmek ve Allah'ın hükümlerini insanlara açıklamak için hayatı boyunca mücadele etmiştir. İmam-ı Azam'ın, Allah'ın varlığını ispat ve tebliğde kullandığı en önemli yöntem ise iman hakikatleri olmuştur. Bu büyük imamın iman hakikatlerine verdiği öneme bir örnek olarak kendisinin aşağıda aktardığımız, ateist (dehri-tabiatçı, materyalist) bir kimseyle olan diyaloğu ibret vericidir:

...

Bağdat'ın karşı sahilinde oturan Ebu Hanife'nin tartışma saatinde yerini almamış olması, "dehri"nin ve kalabalığın zihninde değişik soruların şekillenmesine neden olur. Herkes merak içindedir... "Neden gelmedi? Gelmeyecek mi? Korktu mu? Delil mi bulamadı? vb. sorular.! İmam Azam, belirlenen saatten bir müddet sonra gelir. Dehri, son derece moral kazanmış, küfür ve gururu daha da artmıştır...

Ebu Hanife, özür dileyerek gecikmesinin sebebini anlatmaya başlar: Karşı sahilden bu tarafa gelebilmek için bir vasıta bulamadım. Beklemeye başladım. Belki bir kayık veya sal gelir de, onunla giderim diye düşünüyordum. O esnada ağaçların birdenbire devrildiğini gördüm. Devrilen ağaçların kendiliğinden kereste, kerestelerin kendiliğinden kayık olduğuna şahit oldum. Yine kendiliğinden bir kürek ve yelkenin vücud bulduğunu gördüm. Sizlere karşı daha fazla mahcub düşmeyeceğimden sevinerek, kayığa atladım. Kayık kendiliğinden beni buraya getirdi...

Dehri (Allah'a inanmayan tartışmacı) ve dinleyenler bu sözlere bir mana veremezler. Tabiatçılığı savunan, herşeyi tabiatın var ettiğini iddia eden tartışmacı, böyle bir olayın, anlatıldığı tarzda gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söyler.

Büyük İmam'ın beklediği de sanki budur...

Tebbessüm ederek şöyle der: "Bir küçük kayığın bile kendiliğinden, yapıcısı ve sanatkarı olmadan meydana gelebileceğini kabul etmediğiniz halde, nasıl oluyor da, bu muazzam kainatın bir yapıcısı, bir yaratıcısı olmadan kendiliğinden vücud bulduğuna inanıyorsunuz? Kainat kainatın değil, Allah'ın eseridir. Bütün bunca belgeler ortada iken, Allah'ın varlığı ile ilgili bir tartışma ve münazara başlatmak gereksizdir.


Saygılarımla...

izzetozturk63@hotmail.com

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sadece İki Yol; Hakk veya Batıl

14/5/2008

Sadece İki Yol; Hakk veya Batıl

 

A'RÂF SÛRESİ

Kur'an-ı Kerim; Rahmet'tir.

Bismillahirrahmânirrahîm

1. Elif Lâm Mîm Sâd

2. Bu, sana, kendisiyle (insanları) uyarman için ve mü’minlere öğüt olarak indirilmiş bir kitaptır. Artık ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın

3. Rabbinizden size indirilene uyun. Onu bırakıp başka dostlara uymayın. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!

4. Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.

5. Azabımız kendilerine geldiğinde, “(Biz bunu hak ettik.) Gerçekten biz zalimler olmuştuk” demekten başka söyleyecekleri kalmamıştı.

6. Kendilerine peygamber gönderilenlere mutlaka soracağız. Peygamberlere de elbette soracağız.

7. Andolsun, onlara (yaptıklarını) tam bir bilgi ile anlatacağız. Çünkü biz onlardan uzak değiliz.

8. O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

9. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.

10. Andolsun, size yeryüzünde imkan ve iktidar verdik. Sizin için orada birçok geçim imkanları da yarattık. Ama siz ne kadar az şükrediyorsunuz!

11. Andolsun, sizi yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra da meleklere, “Adem için saygı ile eğilin” dedik. İblisten başka hepsi saygı ile eğildiler. O, saygı ile eğilenlerden olmadı.

12. Allah, “Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?” dedi. (O da) “Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise çamurdan yarattın” dedi.

13. Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık! Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.

14. Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) bana insanların tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”

15. Allah da, “Sen süre verilenlerdensin” dedi.

16.Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”

17.“Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”

18. Allah dedi ki: “Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum.”

19. “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”

20. Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “Rabbiniz size bu ağacı ancak, melek olmayasınız, ya da (cennette) ebedi kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı.”

21.“Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti.

22.Bu sûretle onları kandırarak yasağa sürükledi. Ağaçtan tattıklarında kendilerine avret yerleri göründü. Derhal üzerlerini cennet yapraklarıyla örtmeye başladılar. Rableri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi.

http://diyanet7.diyanet.gov.tr/kuran/arapca.asp?page_id=151

 

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İnandığın Gibi Yaşıyamıyorsan; Yaşadığın Gibi Düşünürsün...

18/1/2008

Sümeyye                              SÜMEYYE  OLABİLMEK

 

index6sz.jpg

Sümeyye!..

Ammarın annesi Sümeyye!..

Müminlerin cefakar annesi Sümeyye!..

Ve İslamın ilk şehidi Sümeyye!..

Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi...

Evet!..

Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehilin kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye.
Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye! O, müşriklerden işkence gördü.
Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen...
El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen... Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye!
Allah ve Rasulüne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen... Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan... Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden... Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran... Ve bütün müminlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!..


Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar. Bu kez Sümeyyenin kızlarına musallat oldular. Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile... Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.Kızlarıma sahip çıkın demişti.Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!..


Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar. Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar. Siz de kızlarıma sahip çıkın diye haykırmıştı.


Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar. Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar! Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyyenin kızlarına zulmediyorlar.


Yani günümüzün Ebu Cehilleri!..


Sümeyyenin kızları yerlerde sürükleniyor. Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar. Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor. Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar.
Fakat Sümeyyenin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense! Neredesiniz ey Sümeyyenin oğuları? Nerelere kayboldunuz? Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allahın vaadini bekliyorsunuz? Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!.. Allah herşeyden daha büyük ve güçlüdür. Çıkın ortaya artık! Çıkın!..


İman tazeleyin ve Sümeyyenin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!.. Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın...
Eğer Allaha inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür. Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin! Size sesleniyorum anne ve babalar!.. Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar... Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar...
Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar... Ben sana yardım ederim diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün adamlar!...
Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar... Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız? Sümeyyenin mi, yoksa Ebu Cehilin mi? Yoooo!.. Sizler asla Sümeyyenin kızları ve oğulları olamazsınız! Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı.
Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi. Sümeyyenin kızlarına zulmedenler!.. Sizler, olsa olsa Ebu Cehilin çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?.. Hadi, hayır bizler Ebu Cehilin oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz... Aslınızı inkar edemezsiniz...

Ebu Cehilin izinde olmaktan vazgeçemezsiniz...
Ey Sümeyyenin elleri öpülesi kızları!.. Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin! Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur. Huzur-u İlâhide sizlerden şikayetçi olurum.
Allah Teâlâ yar ve yardımcımız olsun.

Yorum (4) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Hicri Yılbaşı

9/1/2008

09 Ocak

Hicri Yılbaşı

HİCRİ YILBAŞINIZ KUTLU OLSUN!

Hicri Yılbaşı


HİCRİ TAKVİM

Hicri Takvimi Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç kabul eden ve ayın dünya çevresinde dolanımını esas alan bir takvim sistemidir. Hicri Takvim; Hicri Semsi ve Hicri Kameri Takvim olmak üzere ikiye ayrılır:

Hz. Peygamber, Safer ayinin 27.günü Hz. Ebubekir ile birlikte Medine’ye hicret etmek üzere Mekke’den ayrılmış, 4 gece Sevr Mağarası’nda kalmış. 1 Rebiülevvel Pazartesi günü Sevr Mağarasından Medine’ye doğru yola çıkmışlardır. 8 Rebiülevvel-20 Eylül 622 Pazartesi günü Küba köyü’ne gelmiş. Burada Küba Mescidi’ni inşa etmiş ve 12 Rebiülevvel Cuma günü Medine’ye doğru hareket etmişlerdir.

1. Hz. Peygamberin Küba’ya geliş günü olan 20 Eylül 622 tarihini, Hicri sene başlangıcı olarak kabul eden ve dünyanın güneş etrafındaki dolanımını esas alan Takvim sistemine Hicr-i Semsi Takvim denilmektedir.

2. İslamiyet’ten önce, her önemli olay tarih başlangıcı olarak kabul edilirmiş. En son Fil Vakası da takvim başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Bu uygulamada seneler, her önemli olaya göre sayılarak geldiğinden birçok karışıklıklara sebep oluyordu. Hz. Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Biz bunu Hicri Kameri Takvim değil Hicri Takvim olarak bilmekteyiz.

Hicri Kameri Takvimde Aylar

1.      Muharrem

2.      Safer

3.      Rebiülevvel

4.      Rebiülahir

5.      Cemaziyelevvel

6.      Cemaziyelahir

7.      Recep

8.      Saban

9.      Ramazan

10.  Şevval

11.  Zilkade

12.  Zilhicce  

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/vakithes_hicri.asp

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Dostun Tağut mu Yoksa?

25/12/2007

GEL…  SÖYLE…

 

İLİM ADAMLARI, DİN’E HAYRANSA,

CÜMLE ALEM VAHYE BAĞLANSA,

KAPTAN GUSTO MÜ’MİN VE MÜSLÜMANSA,

SENDE NE VAR KARDEŞİM GEL ONU SÖYLE.

 

KUR’ANA YÖNEL Kİ; SEBİLİMİZDİR,

NEBİYE YÖNEL Kİ; MODELİMİZDİR,

SAHABİYE GEL Kİ; PARLAYAN İZDİR,

LAF DEĞİL; CANINI MALINI SÖYLE.

 

BUGÜN KAN AĞLIYOR; ALEMİ İSLAM,

BİRKAÇ GÖZYAŞINI SİLEBİLDİN Mİ?

HİÇ YOKSA BİR KEZ SEVGİ VE SELAM,

GIYABİ DE OLSA; SALABİLDİN Mİ?

 

HAFİF BİR UYANIŞ OLDU ASYA’DA,

TEVHİD AKİDESİ ARTIK DOSYA’DA,

SEVİNECEK ŞEYLER HENÜZ AZSA DA,

İSLAM NEŞESİYLE GÜLEBİLDİN Mİ?

 

DÜN DÜNYAYA HAKİM; BUGÜN MAHKUMUZ,

AÇIK AÇIK İŞTE BU HAL MAHZUNUZ,

TEVHİD MARAZINA HALA ZEBUNUZ,

DURUM NEDEN BÖYLE SORABİLDİN Mİ?

 

TAKVA’YA NE İÇİN TASAVVUF DENDİ?

MÜŞRİKLER DİNİNLE PEK İLGİLENDİ,

NEDEN YÜCE DİN’E FELSEFE DENDİ?

BUNUN NEDENİNİ BİLEBİLDİN Mİ?

 

MÜSLÜMAN DOĞRUYU ARAYAN KİŞİ,

TAKLİT ETMEZ ONU BUNU KEŞİŞİ,

BİLEREK YAŞAMAK MÜ’MİNİN İŞİ,

BU YÜCE GERÇEĞE VARABİLDİN Mİ?

 

MÜŞRİK ZİHNİYETE HARP AŞTI NEBİ,

TEVHİD OKUTUYOR ONUN MEKTEBİ,

BU OKULA GİRMEK DEMİR LEBLEBİ,

HİÇ O’NA TALEBE OLABİLDİN Mİ?

 

EBU HANİFE’YE NELER ETTİ ZALİMLER,

BU YOLDA ÇOK ÇEKTİ BÜYÜK ALİMLER,

YİNE DE YILMADI O MUALLİMLER,

SEN DE BİRAZ ZAHMET ÇEKEBİLDİN Mİ?

 

BUGÜN HANEFİLER ŞAFİLER YOK,

AVAMA HÜKMEDEN HURAFELER ÇOK,

NEDEN HALKIN BEYNİ ARAYIŞA TOK,

FİTNE KALMASINMIŞ; KANABİLDİN Mİ?

 

YÜCE İBADETİN BAŞI FİKİRDİR,

ALLAH’I ŞUURLA ANIŞ ZİKİRDİR,

GAYRISI MÜ’MİNE YÜKTÜR NEKİRDİR,

RABBİNİ BİLEREK ANABİLDİN Mİ?

 

http://izzetozturk63.spaces.live.com/

Yorum (0) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDUN RESULULLAH

DİNİM İSLAM KİTABIM KUR'AN-I KERİM PEYGAMBERİM HZ.MUHAMMED (S.A.V.) MÜ'MİNİM MÜSLÜMANIM EL-HAMDÜLİLLAH

Son Yazılarım

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

Designed by In Obscuro